Arapça Okuma Yazma

Her konuda olduğu gibi yabancı dil öğreniminde de mitler, doğruluğu sorgulanmayan ön kabuller/ ön yargılar vardır. Örnek vermek gerekirse, alfabesi farklı olan dillerin zor öğrenildiği iddiasını sık sık duyarız. Bazı dillerin kolay, bazı dillerin biraz daha zor öğrenildiğini kabul edilebilir. Fakat bir dili sonradan öğrenmeyi zorlaştıran ya da kolaylaştıran en güçlü etkenin alfabesi olduğu fikrine katılmak mümkün değil.  

Sözün özü, alfabesindeki harflerin bizim harflerimize benzemesi işlevsel bir yarar sağlamaz ve İngilizce öğrenmenin, Çince, Japonca ya da Arapça öğrenmekten daha kolay olduğunu kimse iddia edemez.

Özellikle insan zihninin resimleri/ resimlerle daha rahat öğrendiği sık sık gündeme getirilirken ve bunu iddia eden bir çok bilim adamları varken ,neden  bir resim-dil olan Arapça’yı öğrenmek, insanlar için neden zor olsun?

Arapça’nn bizim dilimizden farklı olmasının, zor olması anlamına da geldiğini kim iddia edebilir? Diyelim ki bu dili yazabilmek zaman alır, peki konuşmak ya da anlamak neden zor olsun, neden mümkün olmasın?

Mesela, Arapça ile Türk dilinde de aynı biçimde ve aynı anlamda kullanılan bir çok kelime ya da tamlama bulunmaktadır. Yani bir Türk için Arapça öğrenmek o kadar da zor değildir. Harflerini tanımak biraz zaman alır, ama geri kalan süreç başka bir dilden daha zor değildir ya da daha zor olduğunu kanıtlayan herhangi bir bilimsel araştırma yoktur.
 

Çevremizde elli yaşından sonra Arapça öğrenen insanlar görmek mümkündür. İnsanların net hedefleri yoksa, kendi diline en yakın olanları bile öğrenemeyebilir ya da hedefleri gerektiriyorsa ve hedeflerine sıkı sıkıya bağlıysa, insan, zor olduğu kabul edilen bir dili de öğrenebilir.Örneği, kültürüne yakınlık duyduğumuz ve alfabesi farklı olan bir dili, kültürüne ısınamadığımız ama daha yalın görünen bir dilden daha kolay öğrenebiliriz.

Dolayısıyla alfabe farkına gelinceye kadar, yabancı dil öğrenimini etkileyen bir çok olumlu ya da olumsuz etken vardır. Bunları göz ardı edip sadece bir dilin “farklı” oluğunu bahane yapmamak gerekiyor. “Farklı” olanın mutlaka anlaşılmaz ve zor olduğunu düşünmek kesinlikle yanlıştır.

Günümüzde yaygyn olan pek çok dil Arapça'nın zengin söz varlığından pek çok sözcük almıştır. Türkçe'de pek çok Arapça kökenli sözcük bulunmaktadır. Ayrıca İngilizce'ye, birçoğu Arapça'nın ön eki -al ile bağlayan birçok sözcük katmıştır.
 

Konuşulan Arapça doğal olarak ülkeden ülkeye değişir. Fakat klasik Arapça, Kuran dili, 7. yüzyıldan beri büyük ölçüde değişmeden kalabildi. Dilin standartlaştırılması ve geliştirilmesinde büyük bir itici güç olarak yer aldı. Farklı ülkelerden gelen eğitimli Araplar buluştuğunda, genellikle klasik Arapça aracılığıyla iletişim kurarlar.Modern Arapça; temel sözcükler, morfoloji ve sözdizimi bütünü bakımından Kur'an'daki gibidir.

 

ElifBe'si 28 harften oluşur. 28 harfli şimdiki alfabe temel olarak harflerin üzerine ya da altına koyulan işaretlerle (hareke)belirtilen sesli ya da sessiz harflerden oluşur. Bu işaretler genelde kullanılmamalarına rağmen, ortaokul kitaplarında ve Kuran'ın tüm basımlarında yer alır. Diğer Semitik diller gibi Arapça da sağdan sola doğru yazılır. Alfabe Farsça, Urdu ve Peğtuce, Sindhi(sadece Pakistan'da) gibi diler birçok dilde de kullanılır. Arapçada harfler tek başlarına, sözcük bağında, sözcük ortasında ya da sözcük sonunda olmalarına göre değişik biçimler alyrlar. Arapçada üç sözcük türü vardır: fiil, ad, harf ya da edat. Adların eril ve diğil biçimleri vardır.

 

 

Arapça konuşuyorum ama okuyup yazamıyorum,diyenlere ve Arapça´yı öğrenmeye yeni başlayacaklar için büyük bir fırsat...


Sosyal Paylaşım
Facebook! da Paylaş
Twitter! da Paylaş
Google ! da Paylaş